Blog nedir? . . . Kendi blogunu oluştur ;)
info |

rowshen

Microsoft'ta Vista'dan WinXP indirgemesi

Microsoft aktif olarak Windows Vista "yeni ufukların sistemi'ni" geliştirmeye devam ederken, öte yandan PC üreticileri çaktırmadan kendi kullanıcılarına WinXp'ye indirgeme tekniklerini teklif etmektedir.



Bu gayet yasaldır, halbuki, her PC kullanıcısının prensip olarak en yüksek işletim sisteminde çalışma ihtiyacı yoktur - çoğunluk için sürekli ve hızlı işlem gören mevcut WinXP sistemleri yeterlidir.

Bu opsiyon sadece Windows Vista'nın Bussiness ve Ultimate sürümleri için geçerlidir. Bu teknikleri en etkin olarak kullanan Fujitsu, yakın geçmişten itibaren tüm kendi notebooke'larında ve tablet PC'lerine Windows XP dahil external disk eklemeye başlamıştır. Fujitsu'nun pazarlama ajanlarından birisi CNET gazetecilerine - "Bu, küçük ve orta büyüklükteki işletmelere daha çok yararlı olucaktır" - diyor.  Gerçekten de, grafik olarak abartılmış ve çok ağır özellikli ve şatafatlı sistem, iş adamların neyine ki?  Hewlett-Packard şirketi de politika sürdürmektedir. Ağustostan itibaren birçok Hawlet Packard modellerinde Windows Xp Pro'nun geri yüklemeli sistemleri dahil olan bilgisayarları, ufak ödeme farkı ile piyasaya sürülmeye başlamıştır, bunun dışında normal Vista'lı bilgisayarlarda satışa sunulmaktadır. Dell'de hemen hemen aynı sistemde hareket etmektedir, ancak Windows Xp indirgemesi için bir ücret talep etmemektedir.

Microsoft temsilcisi, Windows Vista işletim sistemine Ağustos ayından itibaren Windows XP işletim sistemine indirgenebilmesi için gerekli değişikliklerin girildiğini onaylamaktadır. Vistanın Business ve Ultimate sürümlerinin lisansına sahip olan kullanıcıları herzaman bürle indirgeme operasyonu yapmaya tamamen yasal haklara sahiptirler. Ama uygulamada Microsoft farklı yol izlemektedir. Microsoft şirketi bu yılın 31 Ocağından itibaren Windows Xp işletim sistemli bilgisayarların satışının iptal edilmesi kararı almıştır. Ve bu kararını hala da sürdürmektedir. Sonuçta bunu yapmaya yasal hakkımız var, ancak Microsoft Windoows XP sistemin tamamen pazardan kalkmasını istemekte. 

Öyle yada böyle, yukarıdaki üreticiler ileride kendi kullanıcılarına seçenek sunmak yolunda kararlılar.

 

Microsoft предлагает откат Vista до Windows XP

Microsoft предлагает откат Vista до Windows XP


В то время, как Microsoft всe ещe активно продвигает Windows Vista как «систему новых горизонтов», производители ПК втихую начинают предлагать пользователям опцию «отката» (downgrade) на Windows XP.

Это вполне закономерно, поскольку не всем пользователям принципиально важно иметь самую продвинутую операционную систему - многим нужна стабильность и быстродействие, присущие Windows XP.

Опция применима только к Windows Vista версий Business и Ultimate. Самой агрессивной компанией оказалась компания Fujitsu, которая с недавнего времени просто включает отдельный диск с Windows XP ко всем своим ноутбукам и таблет-ПК. «Это поможет маленькому и среднему бизнесу», - сказал агент Fujitsu по сбыту журналистам CNET. Действительно, зачем бизнесменам тяжеловесная, графически навороченная система? Hewlett-Packard ведeт подобную политику. Начиная с августа, во многих моделях еe компьютеров можно выбрать комплектацию с восстановительным диском Windows XP Pro за небольшую доплату или без таковой. Примерно такой же схемы придерживается и Dell, но эта компания вообще не берeт никакой доплаты.

Представитель Microsoft подтвердил, что летом действительно вводились некотрые изменения в Windows Vista, направленные на облегчение обратной миграции на XP. Согласно лицензии на Vista, покупатели версии Business и Ultimate всегда вправе сделать такой откат. Однако, на практике Microsoft показывает иной норов. Корпорация потребовала прекращения продаж машин с Windows XP ещe 31 января этого года и активно продолжает делать это и сейчас. Выходит, право-то мы имеем, но с точки зрения Microsoft, Windows XP просто не должна существовать на рынке.

Так или иначе, вышеперечисленные компании настроены предоставлять выбор покупателю и в будущем

Google Earth teki gizli ve ilginc yerler.

Başvurulara gelen komik cevaplar

İş görüşmelerinde ve başvurularda genellikle stresli anlar yaşanır. Adaylar kendilerini baskı altında hisseder. Ancak bazıları var ki, ya çok rahatlar, ya da eğlenmeyi çok seviyorlar. İşte ilginç ve komik cevaplar.
Televizyon üretim departmanımızdaki teknisyenlik pozisyonu için bir adayla görüştüm. Altyapısında televizyon veya elektronik ile ilgili herhangi bir tecrübe yoktu. Bunun üzerine, hiç televizyonun içini açıp neler olduğuna bakıp bakmadığını sordum. Cevabı şu oldu: “Dalga mı geçiyorsunuz? Orayı açmak çok tehlikeli!”. Söylemeye gerek yok ama, işi alamadı tabii.

____________________

Bir adaydan, yapmaktan hoşlanmadığı bir şey söylemesini istedim. Başvurmuş olduğu Bilgisayar Programcısı pozisyonuyla ilgili bir cevap bekliyordum. Uzun uzun düşündü ve şöyle dedi: “Küveti temizlemek hiç hoşuma gitmiyor!”

____________________

Önceki işimde, Depo Asistanı pozsiyonuna gelen başvuruları incelerken ilginç bir cevap ile karşılaşmıştım. Etnik köken bölümünde aday “Diğer” kutusunu işaretlemiş ve yanına “İnsan” yazmıştı. Gerçekten çok özgün bir cevaptı. O aday işe alınmıştı.

____________________

Tahsildarlık pozisyonuna alım yapacaktık. Başvuruları incelerken, kariyer hedefi kısmına şunların yazılı olduğu bir özgeçmişle karşılaştım: “Herkes gibi ben de başarılı olmak istiyorum. Ancak ben çıtayı yükseltmek ve çok çok başarılı olmak istiyorum. İş, aile ve kişisel yaşamda hep 1 numara olmak istiyorum.”

Çok mu başarılı olmak istiyorsunuz? Ne kadar ilginç bir hedef. Teşekkürler. Sıradaki aday lütfen...

____________________

Adaylara uyguladığımız standart uyuşturucu testinde, pozitif sonuçla karşılaştığımız bir adayı konuyla ilgili bilgilendirmek için çağırmıştık. Pozitif test sonucunu bildirip, işe uygun olmadığını söylediğimizde şöyle demişti: “3 hafta önce bir partide esrar içmiştim. Çıkacağını düşünmüyordum. Şimdi temizimdir herhalde. Testi bir daha yapar mısınız?

____________________

Yıllar önce iş yerim NewYork’da, 51. cadde Batı bölgesi 140 numaradaydı. Bir adayla yapacağımız görüşmeden bir gün önce aradı ve iyi hissetmediğini söyleyerek ertelememizi rica etti. Normal ve dürüstçe bir istekti. Görüşmeyi birkaç gün sonra 10.30’a erteledik. O gün geldiğinde, 10:00 gibi aradı ve trafiğin sıkıştığını ve biraz geç kalacağını söyledi. Yine normal ve dürüstçe... 10:45’te daha da geç kalacağını, çünkü yanlış adrese, 140 yerine 1240 numaraya gittiğini söyledi. Dayanamayıp sordum: “Bugün nehirde su nasıl?”. Şaşırdı tabi. Batı bölgesinde son kapı numarası 1100’dü ve 1240’a gitmesi için nehri geçip Doğu tarafına gitmesi gerekiyordu. Sonra sabah uyuyakaldığını itiraf etti. Çok yaratıcı bir arkadaşımızdı ve belki de iyi bir yüzücüydü, ama ben yine de kendisiyle değil sıradaki adayla görüştüm.

____________________

İK müdürüydüm ve bir inşaat işçisinin başvurusunu alıyordum. “Hiç hüküm giydiniz mi?” sorusuna “Eve girip hırsızlık yapmaktan ceza aldım” yazmıştı. Daha sonra gelen “Başka özel yetenekleriniz var mı?” sorusuna da “El aletleri ile evlere rahatça girebilirim” cevabını vermişti.

800 bin öğrenci af istiyor

800 bin öğrenci af istiyor
   
  
   
Üniversitelerde ve lisede okurken çeşitli nedenlerle okullarıyla ilişikleri kesilen 800 bin öğrenci, eğitimlerine geri dönmek için dev bir imza kampanyası başlattı.

Türkiye genelinde üniversiteden ayrılmak zorunda kalan öğrenciler, kurdukları internet sitesinden sonra imza kampanyası başlattılar. Üniversiteli ve liseli eski öğrenciler, dört gözle Meclis'in gündemine taşınan af kararını bekliyorlar.

MECLİS’E GÖNDERİLECEK

Sivil toplum örgütü gibi çalışarak kamuoyu oluşturmaya çalışan ve kurdukları siteye yaklaşık 1 milyon ziyaretçi toplayan eski öğrenciler, okul sıralarına geri dönmek için gün sayıyorlar. Yeni eğitim öğretim sezonunun açılışına sayılı günler kala 'af tasarısı'nın bir an önce Meclis'in gündemine taşınmasını bekleyen öğrenciler, bu kez dikkatleri üzerlerine çekebilmek için imza kampanyası başlattılar. Ankara'nın İstiklal Caddesi olarak bilinen Yüksel Caddesi'nde stand açan eski öğrenciler, topladıkları imzaları Meclis'e götürmeyi bekliyorlar. Eğitim haklarının ikinci kez kendilerine geri verileceğinden emin olduklarını belirten öğrenciler, okumayan kesimden de destek gördüğünü anlattılar. Toplumda öğrenci affı çıkması için talebin her geçen gün arttığına dikkat çeken eski öğrenciler, imza kampanyasının iki hafta süreceğini, daha sonra gerekli izinler alınınca kampanyanın İstanbul'da devam edeceğini açıkladılar. İki büyük ilde toplanan imzaların zamanı geldiğinde TBMM'ye teslim edileceğini vurgulayan öğrenciler, "Yeni öğretim yılında okullarımıza geri dönmek için eğitim sendikalarından ve hükümetten aldığımız destekle öğrenci affının Eylül ayı sonunda Meclis'ten çıkmasını bekliyoruz" diye konuştular.

GÜNAY SÖZ VERMİŞTİ

Kültür ve Turizm Bakanı olmadan önce geçen ay Ak Parti İstanbul İl Merkezi'nde af isteyen öğrenci temsilcileriyle bir araya gelen Ertuğrul Günay, öğrencilere af konusunda olumlu mesajlar vermişti. Günay, "Siz yüksek öğrenime devam etme hakkı istiyorsunuz, elbette okumak sizlerin tabii hakkı. Haklı mücadelenizde sizin yanınızdayız. Eğer seçilip Meclis’e girersek bu konuda size yardımcı olacağımıza dair söz veriyorum" demişti.

Tolga ATAR/İSTANBUL

800 bin öğrenci af istiyor

800 bin öğrenci af istiyor
31 Ağustos 2007 09:20

 

Üniversite ve liseden çeşitli nedenlerle ilişiği kesilen öğrenciler harekete geçti. Yeniden okullarına dönebilmek için imza kampanyası başlatan 800 bin öğrenci, toplanan imzaları Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne götürecek

ALİ OKTAY / İSTANBUL

Yeni eğitim öğretim yılının açılışına günler kala 'af tasarısı'nın bir an önce Meclis'in gündemine taşınmasını bekleyen 670 bini üniversiteli yaklaşık 800 bin öğrenci, imza kampanyası başlattı. Kurdukları 'www.af2007.com' adlı sitenin ardından, imza kampanyasını başlatan öğrenciler ilk olarak Ankara'da stand kurdu. Gerekli izinler alındıktan sonra İstanbul'da da iki hafta boyunca stand kuracaklarını belirten grup, imzaları Meclis'e götürecek. Ankara'da sistemli bir şekilde çalışma yürüten öğrenciler, çalışmanın İstanbul ayağına da hız verdi.

1 MİLYON İMZA HEDEFİ

Sivil toplum örgütü gibi çalışarak kamuoyu oluşturmaya çalışan ve kurdukları siteye yaklaşık 1 milyon ziyaretçi toplayan okullarıyla ilişiği kesilen öğrenciler, okul sıralarına geri dönmek için gün sayıyorlar. Eğitim haklarının ikinci kez kendilerine geri verileceğinden emin olduklarını belirten öğrenciler, okumayan kesimden de destek gördüğünü anlattılar. Grup, toplumda öğrenci affı çıkması için talebin her geçen gün arttığına dikkat çekti. Öğrenciler, "Eğitim sendikalarından ve hükümetten aldığımız destekle yeni öğretim yılında okullarımıza geri döneceğimizi umuyoruz" diye konuştular.

SON AF ONLARI KAPSAMADI

Öğrenci affı kapsamında en son 2005 yılı Mart ayında yasal düzenleme yapıldı. Ancak bu düzenleme, 2004-2005 yılını içine almadı ve 2006-2007 yılında okuldan atılan yada bir nedenden dolayı ayrılan öğrencileri de kapsamadı. '2005 affı' ile ilgili mahkemeye başvuran bazı öğrenciler, mahkeme kararıyla okullarına geri döndü. Bu arada eski öğrencilerin bir diğer isteği de okullarına 'ön sınavsız' olarak geri dönmek istemeleri.

Bu sizin hakkınız

Kültür ve Turizm Bakanı olmadan önce geçtiğimiz ay Ak Parti İstanbul İl Merkezi'nde af isteyen öğrenci temsilcileriyle bir araya gelen Ertuğrul Günay, olumlu mesajlar vermişti. Günay, "Siz öğreniminize devam etme hakkı istiyorsunuz, bu sizin tabii hakkınız. Haklı mücadelenizde sizin yanınızdayız. Meclise girersek bu konuda size yardımcı olacağımıza dair söz veriyorum" demişti.

Sitelerine destek mailleri yağdı

Af isteyen 800 bin öğrencinin çalışmalarına destek veren siteler de bulunuyor. Okullarıyla ilişiği kesilen öğrencilerin sesini yaptıkları dizi haberlerle duyurmaya çalışan "www.istanbulcikmazi.com" da bu sitelerin başında geliyor. Genel Yayın Yönetmenliğini Mustafa Bakacak, Haber Müdürlüğünü de Fatma Seçkin'in yürüttüğü haber sitesine, af haberlerinin ardından mail yağmış. Site kendilerine gelen bu mailleri de öğrenci yorumları şeklinde yayınlıyor. Mustafa Bakacak, "Af isteyen öğrenciler arasında harcını ödeyemeyenler, ailevi nedenlerle okuluna devam edemeyenler, hatta kardeşinin okuyabilmesi için çalışmak zorunda olan, kardeşinin Tıp Fakültesi'ni bitirerek doktor olması için kendini feda edenler bile var. Hepsinin tek istediği kendilerine yeni bir sınav hakkı verilmesi" dedi.

Yeni Şafak

Hz. Danyal'ın (as) kabri ve Nusrat Mayın Gemisi

 

2007-08-04  

Hz. Danyal'ın (as) kabri ve Nusrat Mayın Gemisi
Arkadaşımız Yusuf Sevinç Bey, Tarsus ile ilgili çok önemli ve değerli bazı bilgileri derleyip göndermiş... İnşaallah Ortadoğu'da ilk Türk koleji olan Hamidiye Koleji'nin inşaatıyla ilgilenen bu arkadaşımız ve eğitime adanmış gönüllüler 15 Ağustos 2007'de Amman'da eğitim yuvalarını açacaklar. Onları candan tebrik ediyoruz... Şimdi Yusuf Bey'in yazıp gönderdiklerini sizlere aktarmaya çalışayım. O diyor ki:
Tarsus'ta kısa bir süre önce yaşanmış çok kıymetli bir hâdiseyi bilgilerinize sunmak istedim... Hadise şu:

Keramet ve bereketiyle tanınmış Hz. Danyal (as)'ın kabri, Tarsus'tadır. Hz. Danyal (as) bir süre önce Tarsus belediye başkanının rüyasına girer ve, "Beni pislikten kurtar" der. Aynı rüyayı üç defa görünce, başkan araştırmaya başlar ve kabrin içinde bulunduğu Makam Camii'nin altından kanalizasyonun geçtiğini fark eder... Hemen temizlik ve kazı çalışmalarını başlatır...

Kabrin bilinen eski tarihi şöyle: Hz. Danyal (as) Çukurova'ya vesile olduğu kerâmet ve bereketinden dolayı kabrini çalarlar korkusuyla Berdan Çayı'nın içine gömülmüştür. Sonraları kaybolan mezarı bulup tamiri için Hz. Ömer (ra), Hz. Ebu Musa El-Eşari (ra)'ı Tarsus'a gönderir. Hz. Ebu Musa El-Eşari (ra), Berdan Çayı'nın içine defnedilen kabri bulur ve halkın sahipleneceği bir hale getirir. Sonraki yıllarda nehrin yatağı değişir. Cumhuriyet'in ilk yıllarından itibaren şehrin kanalizasyonu kabrin üstünden akmaya başlar. Bundan sonrasını bu çalışmaları yapan müteahhit Ali Bey'den aktarıyorum:

Kazı çalışmalarına büyük bir hızla başladık. Önce kanalizasyonun yönünü değiştirdik. Makam Camii'nin tamamını ve bahçesini kazı planımıza aldık. Onlarca kamyon pislik çıkardık, 7-8 metre inince kabri bulduk. Başkanı ve Tarsus'un tanınmış hocalarından birini çağırdık. Kabrin üstünde su geçirmesine engel olan zift gibi bir maddeyi kırmak için iki ustamızı aşağı indirdik. Önce biri sonra öbürü ilk kazmayı vurunca bayılıp düştüler. Hocamız bundan sonrasına müsaade etmedi. Biz de kabrin üstü örtülecek kadar toprak koyarak kabri kapattık. Diğer yerlerin kazıları devam ediyor.

Bir peygamberin kabrinden kanalizasyon akıyor olması çok ağır bir musibet, bu durumdan kurtulmak sadece Hz. Danyal (as) için değil; bütün o bölge için bir lütuf olsa gerek...

Böyle kıymetli bir vazifenin bir insana nasip olması ayrı bir nimet. Rabb'im bizlere de nasip etsin inşaallah. Başkanın böyle bir lütufla mükâfatlanmasının hikmetini biz bilemeyiz. Ama geçmişte vesile olduğu başka bir hayırlı işe şahit olmuştuk.

O hadise de, çok kıymetli mesajlar içeriyor...

1995 yılında İhsan Kalkavan Bey'in kardeşinin cenazesi için Mersin'e gelen muhterem Hocaefendi, Mersin Limanı'nda yarı batmış vaziyette jilet olmayı bekleyen bir gemi görür ve ne enteresandır ki, geçmişini sorar...

Çanakkale'de savaşın seyrinin değişmesine vesile olan NUSRAT MAYIN GEMİSİ olduğunu öğrenince gözleri yaşaran muhterem Hocamız ellerini kaldırıp dua eder...

Muhterem Hocamız'ın duasını alan, batmaya terk edilmiş paslı bir gemi bile olsa Allah'ın izniyle nasipsiz kalmaz.

Bu duadan kısa bir süre sonra, böyle bir duadan haberi bile olmayan Tarsus'un söz konusu belediye başkanı, NUSRAT'ı satın alır. Tarsus'un girişinde güzel bir "Çanakkale Parkı" yaptırır. İçinde Çanakkale'yi anlatan pek çok hatırayı canlandırır. Tabii ortasında, temizlenip boyanmış ve tertemiz bir şekilde kendisi için hazırlanmış havuzda ziyaretçilerini bekleyen NUSRAT MAYIN GEMİSİ ile beraber...

Allah, özümüze, kökümüze, kudsîlerimize, tarihimize sahip çıkanlardan ebediyyen razı olsun. Bu güzel hatıraları yazıp gönderenlerden de... İnşaallah bu meseleyle alakalı bakanlıklarımız da gerekli ilgiyi gösterir ve bu mânevî hazinelerimizi dünyaya duyuracak ve ülkemizi bir ilgi odağı haline getirecek çalışmaları yaparlar.


30 Temmuz 2007, Pazartesi

     

Hitler Gizli Müslüman mıydı ?

Hitler Gizli Müslüman mıydı ?
2007-08-16 01:45  
''Hazreti Muhammed(s.a.v)'' veya Hz. Ömer gibi büyük fatihlere yakışacak olan bu ünvan...

Dietrich Eckart, 1920’lerde vasiyetnamesinde; “Hitler’i izleyiniz. Dans edecektir; ancak müziği ben yazdım. Onlarla temasa geçmesi için gerekli araçları kendisine verdik. Bana da sakın acımayın. Tarihi herhangi bir Alman’dan daha fazla etkilemiş olacağım.” demekle neyi kastetti ?Yıl 1920 idi...

Dietrich Eckart kimdir? Dietrich Eckart, en büyük hedefi, zaman yolculuğunu gerçekleştirerek Dünya’nın kaderini değiştirmek olan Thule Örgütü’nün kurucusudur.Öğretisi, mistik Doğu, Hint-Tibet felsefesine dayanır.

Hitler, Almanya'da Birinci Dünya Savaşı sonrasında yaşanan krizden güç kazandı. Propaganda ve karizmatik bir dille, alt ve orta tabakanın ekonomik istemlerine ümit veriyordu; bunun yanında da belli bir seviyede nasyonalizm, anti-semitizm ve anti-komünizm de sunuyordu.

Ancak ünlü kitabı «Kavgam» 'da kendi yazdığı aşağıdaki ifadeler, basit bir günah çıkarma mıydı? Yoksa Baron Rudolf von Sebottendorff gibi gizli bir Müslüman mıydı ?

....«
Müttefikimiz İtalya aşağı yukarı bizi her tarafta rahatsız etti.Afrika'da devrimci bir politika takip etmemize,mesela İtalyanların varlığı engel oldu. Durum gereği Afrika meselesi İtalya'nın özel meselesi kabul ediliyor ve bu yüzden Mussolini,Kuzey Afrika'ya sahiplik etmek ayrıcalığını talep ediyordu.Hiç olmazsa Fransa tarafından işgal edilen Müslüman memleketleri bağımsızlığa kavuşturmalıydık.Bu hareketimiz, İngilizlerin köleliğe mahkum ettiği Mısır ve Yakın Doğu'da bağımsızlık ve olağan üstü bir etki yaratacaktı. Kaderimizin İtalyanlara bağlı olması bu derece «asil» bir davranışı mümkün kılmıyordu. Zaferlerimizin haberleriyle bütün İslam dünyası çalkalanıyordu. Mısırlılar,Iraklılar,Cezayir, bütün Yakın Doğu isyana hazırdı. Bu milletlere yardım etmek,aynı zamanda çıkarlarımız gereği olduğu halde onları bağımsızlık yolunda teşvik etmek için ne yapabiliyorduk sanki? İtalyanların yanı başımızdaki varlığı bizi felce uğratırken, «İslam dünyasındaki dostlarımız» nezdinde de bu yakınlık büyük bir hoşnutsuzluk yaratıyordu.

Zira bu Müslüman ülkeler bizi isteyerek veya istemeyerek cellatlarına yardakçılık yapan bir davranış içinde görüyorlardı. Kaldı ki bu bölgelerde Fransızlardan ve İngilizlerden fazla İtalyanlardan nefret edilmektedir. Sünusiere (Cezayirlilere) karşı tatbik edilen barbarca işkencelerin hatırası, bu bölgelerde hala canlı bir şeklide yaşamaktadır.Diğer taraftan savaştan önce Mussolini’nin, kendini İslam'ın Kılıcı şeklinde dünyaya ilan etmesi gibi gülünç iddiaları savaştan önce olduğu gibi halen alay konusu olmaktadır. ''Hazreti Muhammed(s.a.v)'' veya Hz. Ömer gibi büyük fatihlere yakışacak olan bu ünvan,Mussolini'ye para ile kandırılmış veya korkutulmuş birkaç zavallı ahmak tarafından verilmiştir.İslam dünyası ile yapılabilecek büyük bir politika vardı.İtalyan müttefikliğine olan bağlılığımız yüzünden elimizden kaçan nice fırsatlar gibi bunu da kaçırmıştık!

Yapmamız gereken, Fransız zulmü altında bulunan bütün milletleri bağımsızlığa kavuşturmak ve İngiliz işgali altında bulunanları isyana teşvik etmekten ibaretti.Bu politika bütün İslam dünyasında heyecanlar yaratacaktı. İster iyi,ister kötü olsun İslam dünyasında bir milleti ilgilendiren her hangi bir konunun Atlantik'ten Büyük Okyanus'a kadar bütün İslam dünyasında tesir edeceği bir gerçektir. (Atlantik'ten Hint Okyanusuna değil, Büyük Okyanusa kadar ifadesi, ilginçtir.)

Psikolojik yönden politikamızın etkisi iki katlı felaket oldu.Bir taraftan hiçbir fayda etmeyen Fransızların gururunu yaraladık;diğer taraftan sömürgeleri üzerindeki egemenliklerini muhafaza etmek için gayret gösterdik.Zira bütün korkumuz Fransız sömürgelerindeki bağımsızlık havasının İtalyanların Kuzey Afrika'daki sömürgelerine bulaşmaması idi.Madem ki bu topraklar şimdi İngiliz ve Amerikan kuvvetlerinin işgali altındadır,bu sonuçların bizler için bir felaket olduğunu söyleyebilirim.Bizim bu mürai dış politikamız İngilizlerin, Suriye'de, Irak’ta ve Libya'da kurtarıcı rolünde gözükmelerine dahi sebep olmuştur
. »....(62 yıl sonra da durum aynı...)

...Thule Örgütü, 1943 yılına kadar Tibet’le yakın ilişkiler içersinde olmuş, karşılıklı heyetler gönderilmiştir. Hatta, 1926 yılında, Berlin ve Münih’e, küçük bir Hindu kolonisinin yerleştirildiği bilinmektedir (Ruslar’ın Berlin’e girişi sırasında, ölenler arasında, Himalaya ırkından gelme, Alman üniforması giymiş, üzerinde kimliği ve rütbesi bulunmayan 1.000 kadar cesede rastlanmıştır). Nazi’lerin “Odessa” adlı bilim örgütünde de, üst rütbeli Tibetli’lerin çalışmış olduğu saptanmıştır. Tibet kökenli “Yeşil Ejder” adlı bir örgütün de, Thule Örgütü ile bağlantılı olduğu bilinmektedir.
Thule Örgütü’nün merkezi, Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra, İstanbul’a taşınmıştır. Örgütün başkanı, Hitler tarafından İstanbul’a gönderilen, ancak daha sonra İstanbul’da intihar süsü verilerek öldürülmüş olan (Türk literatüründe “Gizli Müslüman Baron” diye anılan), “Baron Rudolf von Sebottendorff” (diğer adıyla, “Rudolf Glauer”) dir. Araştırmacı yazar Jason Bishop, Baron Sebottendorff’un, İslam mistizmi ve süfizmini tüm ayrıntıları ile çok iyi bilen ve tarikatlarla doğrudan teması olan bir kişi olduğunu belirtmektedir.

Baron Sebottendorff, 1933 yılında yayınlanan, “Before Hitler Came” (Hitler’den Önce) isimli kitabında, Nazi liderlerinin gizemli çalışmalarını konu almış ve kitap, bu nedenle Gestapo tarafından yasaklanmıştır.

Haushofer ve Hanussen ile birlikte, Gurdjieff de Müslüman olmadan önce bu örgüte mensuptu. Diğer bir örgüt üyesi olan Rudolf Hess’in de Müslüman olduğu ileri sürülmüştür. Hitler’in, Thule Örgütü’ne 1920 yılında katılması ve, örgütün kurucusunun vasiyetindeki ifadeleri, düşündürücüdür : Acaba Hitler, gizli bir Müslüman mıydı?

....«Kudüs Müftüsü El Hüseyin, Hitler'in gizli Müslüman olduğunu ve Haydar adını aldığını yaymıştı»... Melih AŞIK-Milliyet
....»II. Dünya Savaşı'nda Müslüman halklar arasında Nazi Almanya'sı diktatörü Hitler'in 'Müslüman olduğu' ve 'Haydar adını kullandığı' inancı yayılmıştı»...Güneri CİVAOĞLU-Milliyet
....»Hitler, gerçek adı Haydar Ebu Ali olan bir Müslüman mıydı?»...Cengiz ÖZAKINCI - Türkiye'nin Siyasi İntiharı

Takdir Sizlerindir…

Araştırma : IŞIĞIN SESİ



157 defa okundu

Küresel ısınma oyunu

Küresel ısınma oyunu
2007-08-11 04:17  
İstedikleri ülkeyi küresel ısınma müsebbibi ilan edecekler. Tazminatlar ödettirecekler. Mesela
 

Siyasi Coğrafya makaleleriyle tanıdığımız Mustafa İstanbulluoğlu ’ndan ‘Küresel Isınma’ üzerine çarpıcı tespitler:

3-4 yıl öncesine kadar hayatımızda hiç yeri olmayan bir kavram bugün herkesin bir uzman edasıyla konuştuğu, doğruluğundan hiç şüphe etmediği bir kavrama dönüştü: “Küresel Isınma”

Önce halkın “küresel ısınmasına” bakalım, sonra da medyanın “küresel ısınması”na :

--Barajlarda sular kurumuş efendim: Sebebi İstanbul’un 15 milyona, Ankara’nın 5 milyona dayanan nüfusu değil, küresel ısınma.

--Tarımsal üretim azalmış: Sebebi tarım alanlarının hergün şehirleşmeye kurban gitmesi değil, küresel ısınma.

--Sebze-meyve fiyatları el yakıyormuş: Sebebi fırsat düşkünü komisyoncuların her türlü hava durumunu bahane edip fiyatları şişirmesi değil, küresel ısınma.

--Ormanlar cayır cayır yanıyormuş: Sebebi kaçak yapılaşma alanları yaratmak değil, ya da ormanlarda piknikte yakılan ateşin söndürülmemesi değil, ve yahut içki şişelerinden yürünmez olan ormanlarımızda cam parçalarının güneş ışığını mercek gibi toplayıp yaprakları tutuşturması değil, daha suya sabuna dokunmadan söylenebilecek; okullarda öğretmenin dilinde, pazarda tezgahtarın, camide imamın hutbeye kadar çıkardığı, TV’de Türkçe bilmez, yabancı dil hiç bilmez manken, sunucu, şov dangalağı, mikrofon askısı bir sürü zamane cühelasının % 100 onayladığı, tartışmaya hiç gerek olmayan süper bir sebep var : “Küresel Isınma”…

Küresel Isınma ! Senden nefret ediyorum. Kılıçların gölgesinde bile düşünebilen insan beyni, düşünmez oldu sen çıkalı...Nerden girdin hayatımıza…İnsanlar, nikahlı karılarının doğurduğu nur topu gibi çocuklarının nesebinden şüphe edip DNA testi yaptırırken, senin gibi bir p****i nasıl da kucağında buldu, sorgusuz sualsiz evlat edindi…

Tarlalarında pijamalı patates böceğini 20 yıl önce ilk kez gördüğünde “bunlar Amerikan işi” diyecek kadar alimi gölgede bırakan arif milletime, artık düşünmek ağırlık yapıyor.
3 yıl önce kuş gribinin nasıl da hedefi yalnızca Çin ve Türkiye olmuştu da hemen Amerika’dan kuşkulanmıştık…
2 yıldır kene illeti yine aynı adreslerde ve özellikle bizde kol gezerken bu küçücük böceğin de failini bulmuştuk. Amerika uçaktan atmış bunları…Biyolojik silah…Niye atmasın canım, 50 yıl önce Hiroşima’ya, Nagazaki’ye nükleer bomba atan, Vietnam’a 30 yıl önce tonlarca kimyasal bomba yağdıran, bugün Irak’ta denemedik, kullanmadık silah bırakmayan ABD’ye hesap soran mı oldu?...

Nükleer reaktörlerde radyoaktif malzemenin fizyonu sonucunda ısı, alfa ve beta parçacıkları, gama ışınları ve nötronlar açığa çıkar.Batılı ülkelerin ve bilhassa ABD’nin çöllerde, okyanus ve deniz diplerinde Hiroşima’ya attığından binlerce kez daha güçlü atom silahlarıyla yaptığı nükleer denemelerin atmosfere yaydığı mikro partiküllerin, dünyanın meteorolojik dengesine etki ettiğini söylemek güldürür benim TV kolik milletimi. Amerika’yı ise mutluluktan güldürür, çünkü buna bir taşla iki kuş vurmak denir : KYOTO anlaşmasına imza atmayan Amerika, dünyanın ve bilhassa bizim gibi seyirci toplumların, reklam aralarına sıkışmış Küresel Isınma hassasiyetinden, hem suçlanmamakta, hem de bunu lehine çevirmekte, ranta dönüştürmenin hesabını yapmaktadır ki, bu Küresel Isınma Oyunu, trilyon dolarlık ABD bütçesi için, akla hayale gelmedik büyük bir kaynak yaratmakta...Mesela :

1- Nükleer denemelerin korkunç olumsuz sonuçları örtbas olmuştur.

2- Büyük Ortadoğu Projesi’nin en önemli argümanı olan “su” sıkıntısı, istendiği anda “su savaşına” dönüştürülebilir.

3- Dünyada ciddi anlamda iklimsel bir değişiklik olursa da hedef baştan saptırılmıştır. “Biri”lerinin suçu yoktur.

4- Su bahaneli savaşlar, ya da savaşa karşı savunma bütçeleri, silahlanmaya akacak milyar dolarlar…Sadece Ortadoğu’da yıllık 500 milyar doları bulan silahlanma yarışı. Bu durumda, ortalık soğuktan buz da tutsa, küre ısınacak.

5- İstedikleri ülkeyi küresel ısınma müsebbibi ilan edecekler. Tazminatlar ödettirecekler. Mesela Türkiye’yi küresel ısınmaya yol açan 13. sırada ülke ilan ettiler. Hem de sanayileşmede ilk 50’ye bile girememişken…Devamını bekleyin…Faturayı çocuklarınızın önüne koyacaklar. Hiç sanayisi olmayan Afganistan’a bile, havayı kirlettin, küreyi ısıttın deyip ilk 10’a sokacaklar, tazminat ödetecekler…Görürsünüz !

Aslında dünyada iklim değişikliği ölçeğinde 2 °C “küresel” bir ısınma var. Ona itirazım yok da, gündemimizde kaynatılan kazanda pişirilen o değil.Sorun burada. İtirazımız da buna. Bunun ciddi anlamda “varmış” gibi gösterilme propogandası var. Medya, TV, vs..sürekli olarak, bu konuyu sıcak tutuyor. Birileri haber bültenlerini, küresel ısınma reklam kuşağına çevirdi ve medya bundan nemalanıyor son yıllarda.

İklim değişikliği, en az 30-40 yıllık ortalamalardaki artış veya azalışlardır. 3-5 yıl içindeki sıradışı hava durumları değil. Beklenmedik kurak yıllar tarih boyunca hemen her 30-40 yıllık zaman dilimlerinin içinde görülmüştür. Aşırı yağışlı bazı yıllar da cabası. Ama insanın yetişkinlik hayatı zaten 30-40 yıl olunca, bunu kim bilecek…Medya ne derse o olur. Hele de reklam hergün oynuyorsa…

Sonuç : Küresel Isınma, ABD tarafından icad edilmiş, medya ile beslenmiş, suçlarını örtbas etme ve yeni kaynaklar yaratma amaçlı, acımasız bir propogandadır. Bir toplum mühendisliği projesidir. Okullarda 6 yaşında beyinlere şimdiden kazınmaktadır ve bugün bilinç altına yazılanlar, yetişkin olduklarında düşünmeden kabul ettkleri normlar olacaktır. Uzun vadeli amaçları vardır ve uygulamaya girmiştir. Yaratacağı kaynak, trilyon dolarları bulmaktadır. Birçok ülkeyi toprağından, insanları ekmeğinden, yurdundan edecektir. Toplumları “su”dan bahanelerle birbirine düşürüp silah satışlarında zirveye ulaşılacaktır. Evet…Küresel Isınma bir Yalan…Küresel Isınma bir Oyun...Bir küresel ısınma var ; fakat bu iklimsel küresel ısınma değil, küreyi saracak savaşların sıcaklığıdır.